FacebookTwitter

Küresel Tehdit: Zika Virüsü

By on Mar 25, 2016

2013 yılının Aralık ayında başlayan ve 11.315 kişinin hayatını kaybetmesine sebep olan Ebola salgınından sonra dünya başka bir virüs salgını tehlikesiyle karşı karşıya. Zika virüsü salgını. Zika virüsü salgını 2014’te Brezilya’da başladı ve büyüyerek küresel hale geldi. İlk olarak 1947’de Uganda’da Rhesus maymunlarında keşfedilen bu virüs adını da ilk görüldüğü yer olan Zika Ormanları’ndan almış. Asya ve Afrika’da görülen virüs 2007’de yaygın olduğu alandan çıkarak Mikronezya’daki Yap Adası’nda, 2013’te de Fransız Polinezyası’nda görüldü. Buralarda çok büyük salgınlara neden olmayan Zika virüsü 2015 yılının Mayıs ayında Brezilya’da büyük çaplı bir salgın başlattı. Dört kişiden sadece birinin belirti gösterdiği bu salgında virüsün bulaştığı kişi sayısını belirlemek zor. Zika Virüsü Nedir? Zika virüsü pozitif polariteli...

Kanser Tedavisinde Protonterapi

By on Mar 22, 2016

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 2012 yılında yaklaşık 8.200.000 insanın kansere bağlı olarak hayatını kaybettiğini bildirdi. DSÖ ayrıca 2012 yılında, 14 milyon yeni kanser hastasına tanı konduğunu, aynı hız devam ederse gelecek 20 yıl içinde bu sayının 22 milyona ulaşacağını öngördü. Bu nedenle kanser ile ilgili çalışmalar büyük bir hızla devam...

2015 Nobel Kimya Ödülü

By on Kas 8, 2015

Nobel Kimya Ödülü DNA Onarım Mekanizmalarını Keşfedenlerin Oldu Dünya üzerinde yaşamın devamlılığı, canlıları canlı yapan tüm özellikleri kodlar halinde barındıran genetik bilginin nesilden nesile aktarılabilmesi sayesinde mümkün. Bu yüzden de genetik bilgiyi içinde saklayan DNA molekülünün bütünlüğünü koruması ve bozulmalara karşı dayanıklı olması çok önemli. Aslında DNA sürekli olarak çevresel etmenlerin saldırısı altındadır ve yapısında oluşan hasarlar onarılmadığı takdirde mutasyonlar ve belki de bunlara bağlı hastalıklar ortaya çıkar. Neyse ki hücrelerimiz DNA’nın yapısında oluşan bozulmaları sıkı şekilde takip eden ve gerekli düzeltmeleri yapan bir dizi mekanizmaya sahiptir. Bu yılın Nobel Kimya Ödülü’nü işte bu mekanizmalar konusunda en önemli keşifleri yapan üç bilim insanı kazandı. Bu yılki ödüller ilk defa...

Aziz Sancar

By on Kas 8, 2015

Boyu biraz daha uzun olup yüksekten gelen topları karşılayabilseydi belki dünyaca ünlü “üstün” bir kaleci olacak ve gene gururlandıracaktı bizi. Ama kitaplarda adı buluşlarıyla geçmeyecek ve Türk gençlerine ilham kaynağı olamayacaktı. Bu en büyük arzusuydu ve gerçekleşti: Adı, bilime yaptığı katkıları, buluşları artık kitaplardaydı. Şimdi de 1901 yılından bu yana Nobel Ödülü’ne layık görülen 169 isimden biri. Mardin’de çiftçilikle uğraşan orta gelirli ailenin sekiz çocuğu anne ve babalarının çocuklarını okutma isteğini ve çabalarını boşa çıkarmadı. İçlerinden birinin bilim yolundaki yolculuğu Nobel Kimya Ödülü’ne kadar ulaştı. Aziz Sancar ilk ve orta Öğrenimini -ilkokul 2. sınıf hariç- Savur’da tamamladı. Harp Okulu’ndaki eğitimine devam eden ve o sırada evlenen abisinin daha önce Mardin’den hiç...

BEYIN

By on Mar 16, 2015

Çoğu zaman beynimizin işlevlerini sorunsuz ve otomatikleşmiş bir şekilde kullanırız. Yürümek, yemek yemek, konuşmak, düşünmek, okumak ve daha pek çoğu bizim için son derece doğal ve kolay eylemlerdir. Aslında her biri, bir dizi beyin işlevi sonucunda gerçekleşir. Bu ay yetenekleri ve sınırları pek çok araştırmaya konu olan beyin ile ilgili ayrıntılara yer verdik. Aslında hayli şişman bir beynimiz var: Beynin yaklaşık %60’ı yağ. Beyindeki sinir hücrelerinin hücre zarı yağ asitlerinden oluşuyor. Beyin zarı ve kafatası arasındaki boşluk, yaklaşık 125-150 mililitre beyin omurilik sıvısı ile dolu. Bu sıvının çeşitli nedenlerle azalması, kısa süreli baş ağrısına neden olabiliyor. Vertigonun yani baş dönmesinin en yaygın türü, iç kulaktaki çok küçük kalsiyum kristallerinin bulundukları yerden ayrılıp bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Kalsiyum kümelerini dağıtmak için genellikle baş egzersizleri önerilir....

Balı Sadece Arılar Üretir

By on Mar 12, 2015

Gerçek bal, arıların çiçek nektarlarını toplamasıyla ve hiçbir dış müdahale görmeden üretilir. Balın kalitesini (hileli olup olmadığını, ilaç kalıntısı içerip içermediğini) sadece balın tadından, kokusundan ya da görüntüsünden anlamak mümkün olmaz. Balın kalitesi, ancak yapısının birtakım özel laboratuvar yöntemleriyle ve uzman kişilerce analiz edilmesiyle anlaşılır. Balı Sadece Arılar Üretir. Doğal, faydalı ve tatlı bir gıda olan balın tam olarak ne zaman ve nasıl keşfedildiğini bilmiyoruz, ama arıların yaklaşık 30 milyon yıldır var olduğunu, o günden beri de bal yaptığını biliyoruz. Arılar çiçeklerden, meyve tomurcuklarından veya bazı ağaçların gövdesinde yaşayan böceklerin salgılarından toplayarak yuttukları nektarı (bitki özü) bal midesi denilen...